sexhapi.renkligeceler.com
Viagra Sildenafil Sitrat 100mg
4
ADET 80 YTL |
Soft
Viagra Sildenafil Sitrat 100mg
4 ADET 80 YTL |
|
Levitra
Vardenafil 20mg
4 ADET 55 YTL |
Cialis
Tadalafil 20mg
4 ADET 40 YTL |
Soft Cialis
Tadalafil 20mg
4 ADET 40 YTL |
Penis sertleşmesi bozukluğu, 40 yaş üzerindeki erkeklerin %50 sinde
görülebilen bir durumdur. Bu rahatsızlık, özellikle sağlık bilincinin
tam gelişmediği toplumlarda kimseye söylenemeyen ve danışılamayan, bir
durumdur. cinsel organın sertleşmemesi veya cinsel ilişki için yeterli
süre sert kalamaması (empotans) değişik nedenlerle ortaya çıkabilir.
Psikolojik nedenlerle olabileceği gibi bazı ilaç etkileşimleri veya
damarsal sorunlar temelde yatabilir.
Penis sertleşmesi, bir erkeğin cinsel olarak uyarılması ile penise
doğru kan taşıyan atardamarların genişlemesi, daha çok kanı penisin
süngersi dokularına taşıması ve penisten kanı geri götüren
toplardamarlarında büzülmesi ile kanın penis içindeki süngersi
dokularda göllenmesi ile başlar. Kan akımındaki bu kontrol, süngersi
dokudaki endotel ve sinir hücrelerinden salgılanan nitrik oksit (NO)
tarafından sağlanır. NO, atardamar duvarlarının genişlemesini sağlayan
siklik guanozin monofosfat (sGMP) yapımını uyarır. Sildenafil sitrat,
cinsel uyarı ile sGMP yapımı arttığında devreye girer ve ortamdaki
sGMP'yi parçalayan enzimleri baskılar; sGMP'nin etkinliğini
arttırarak, sertleşmeyi ve sertleşmenin uzun sürmesini sağlar
Sildenafil, erektil disfonksiyon (ED) tedavisinde oral
olarak etkili ilk ilaçtır.
Moleküler Farmakoloji : Penis ereksiyonu, korpus kavernozum
sinüzoidlerindeki düz kas relaksasyonu sonucu artan kan akımıyla
gerçekleşir. Cinsel uyarı ile salınan nitrik oksit guanilat siklaz
aktivasyonunu arttırır ve siklik guanozin monofosfat (cGMP) sentezine
neden olur. cGMP düz kas relaksasyonunu sağlar ve bu durum artmış
arteryel akım ve korporal veno-oklüzyon ile sonuçlanır. Hücre içi cGMP,
fosfodiesteraz enzimleri ile yıkılır. İnsan penis dokusunda dört
fosfodiesteraz izoformu (tip 2,3,4,5) saptanmakla birlikte, bu
dokudaki baskın izoform tip 5'tir. Sildenafil, cGMP-spesifik
fosfodiesteraz tip 5'in (PDE5) oral etkili, güçlü ve selektif bir
inhibitörüdür. Sildenafil, bu etkisiyle korporal düz kaslarda cGMP
konsantrasyonunu arttırarak, nitrik oksitin gevşetici etkisini
güçlendirir. Sildenafil, diğer fosfodiesteraz izoformlarına göre PDE 5
üzerinde 10-10.000 kat daha seçicidir.
Farmakokinetik: Sildenafil oral uygulanım sonrası, %40'lık
biyoyararlanım ile hızlıca emilir. Tepe plazma konsantrasyonuna ulaşma
zamanı (t max) 30 ile 120 dakika arasıdır (ortalama 60 dakika).
Sildenafilin terminal yarı ömrü 3-5 saattir. Sildenafil, hepatik
mikrozomal sitokrom P-450 izoenzimleri 3A4 (major) ve 2C9 (minör) ile
metabolize edilir. Simetidin, eritromisin ve ketokanazol gibi güçlü
P450 3A4 inhibitörleri sildenafil metabolizmasını geciktirir.
Sildenafil gaita (%80) ve idrar (%13) ile metabolitler halinde atılır.
Karaciğer ve böbrek işlev bozukluğu olanlarda ve 65 yaştan büyüklerde
sildenafil metabolizması yavaşladığından, bu kişilerde 25 mg'dan
başlanarak doz ayarlaması yapılabilir.
Endikasyonlar: Erkek ED’de endikedir.
Kontraendikasyonları: Nitrik oksit-cGMP sistemine etkisinden dolayı,
beklenildiği gibi sildenafil, nitratların hipotansif etkilerini
arttırıcı etki gösterir. Bundan dolayı, organik nitrat ya da nitrik
oksit öncüllerini (örneğin nitroprussit) düzenli ve/ya da aralıklı
kullanan hastalarda, sildenafil kontraendikedir.
Sağlıklı erkek gönüllülerde yapılan çalışmalarda, 800 mg'a kadar
sildenafil dozunda, 25-100 mg'dan farklı yan etkiler görülmemiştir.
Yine sağlıklı erkek gönüllülerde 100 mg oral sildenafil, klinik
anlamlı elektrokardiyografik etki yaratmamıştır. Sağlıklı gönüllülerde
100 mg sildenafil yatar pozisyonda, sistolik kan basıncını 8.4 mm Hg
ve diastolik kan basıncını 5.5 mm Hg düşürücü etki yapmıştır.
FDA şu hastalarda da sildenafil kullanımının sakıncalı olduğunu
bildirmiştir:
1- Son altı ay içinde myokard infarktüsü, felç ve yaşamı tehdit eden
aritmisi olan hastalar,
2- Dinlenirken hipotansif (<90/50) ya da hipertansif (>170/110)
olanlar,
3- Anstabil anjinaya neden olan kalp yetmezliği ve koroner arter
hastalığı olanlar,
4- Retinitis pigmentoza hastaları,
5- Majör psikiyatrik bozukluklar,
6- Majör hematolojik bozukluklar,
7- Aktif peptik ülser.
Dozaj ve Uygulama : Önerilen sildenafil dozu, cinsel ilişkiden
yaklaşık bir saat önce uygulanacak 50 mg'dır. Sildenafil cinsel
aktiviteden yarım saat ya da 4 saat öncesine dek alınabilir. Etkinlik
ya da toleransa göre doz arttırılabilir ya da azaltılabilir. Önerilen
maksimum doz 100 mg ve kullanım sıklığı, dozla ilişkili olmamak üzere
günde bir kezdir.
Ciddi karaciğer ve böbrek yetmezliği olanlar, sitokrom P-450 izoenzim
3A4'ü baskılayan ilaç kullanan ve 65 yaştan büyüklerde, sildenafilin
plazma konsantrasyonu ve yan etki insidansının artma olasılığı
bulunduğundan, 25mg'lık başlama dozu uygulanmalıdır.
Etkinlik: ED tedavisinde 25, 50 ve 100 mg sildenafil dozlarının
etkinliği Amerika ve Avrupa'da yapılan, 3000'den fazla hastayı
kapsayan 21 çalışmada kanıtlanmıştır. Sildenafil bu çalışmaların
hepsinde plaseboya göre çok büyük oranda erektil işlevde düzelme
sağlamıştır. Hem ereksiyonun sağlanmasında hem de sürdürülmesinde
önemli derecede iyileşme gözlenmiştir. Çalışmalarda plasebo grubunda
vajinal penetrasyonu gerçekleştirebilecek ereksiyon, hastaların
%23'ünde sağlanırken, bu oran sildenafil grubunda %69 olarak
bulunmuştur. Ayrıca vajinal penetrasyon sonrası ereksiyonunu
sürdürülebilmesi plasebo grubunda %16 iken, sildenafil grubunda
%62'dir. Sonuç olarak, ereksiyon sağlayan ve bunu sürdüren hasta
yüzdesi plasebo grubunda %15, sildenafil grubunda %59'dur. Bu sonuçlar
yaş, ırk, hastalığın şiddeti ve etiyolojiden bağımsızdır. Sildenafil,
koroner arter hastalarında, hipertansiyonlularda, periferik vasküler
hastalığı olanlarda, diyabetlilerde, depresyonlu hastalarda, prostat
cerrahisi geçirenlerde, spinal kord hasarı olanlarda ve antidepresif,
antihipertansif, antipsikotik ve diüretik kullananlarda oluşan erektil
disfonksiyonun tedavisinde etkili bulunmuştur. Sildenafil kullanımı
ile cinsel ilişki sıklığı plasebo grubu ile karşılaştırıldığında
anlamlı oranda artmaktadır.
Diyabetik hastalar: Erektil disfonksiyonu olan diyabetlilerde (tip I
ve tip II), sildenafil kullanımı ile ereksiyonda iyileşme ve seksüel
başarı %50 dir. Plasebo grubunda ise %10'dur.
Spinal kord hasarı olan hastalar: Sildenafil kullanımı ile ereksiyonda
iyileşme ve seksüel başarı %70-80'lerde iken, plasebo grubunda
ereksiyonda iyileşme %8'de kalmış, seksüel başarı elde edilememiştir.
Sildenafil tedavisinden en çok yarar gören erektil disfonksiyonlu
hasta grubu, spinal kord hasarı bulunan hastalar olduğunu
göstermektedir.
Prostat cerrahisi geçiren hastalar: Radikal prostatektomi sonrası
gelişen ED tedavisinde, sildenafile yanıt sinir koruyucu cerrahi
uygulananlarda %80'lerde iken, sinir korunmayanlarda tedaviye yanıt
alınamamıştır. Transüretral prostat cerrahisi sonrası ED gelişen
hastaların sildenafile yanıtı %60'tır.
Yan Etkiler: En sık yan etkiler, vazodilatasyondan kaynaklanan baş
ağrısı, yüzde kızarıklık ve burun tıkanıklığıdır. Mide-özefagus
sfinkterindeki relaksasyona ikincil olduğu düşünülen dispepsi sık
görülen bir diğer yan etkidir. Bir çalışmada sildenafil tedavisi
altındaki 734 hastada toplam 574 yan etki gözlenmiş ve bunların %93'ü
hafif ve orta derecede, geçici etkiler olmuştur. Uzun dönem kullanımda
en sık görülen yan etkiler baş ağrısı (%10), yüzde kızarıklık (%9),
dispepsi (%6), solunum yolu enfeksiyonu (%6) ve görme bozukluğudur
(%2). Tedavinin sonlandırılmasına neden olacak yan etki yalnızca %2.5
hastada gözlenirken, plasebo grubunda bu oran %2.3'tür. Tedavinin
kesilmesine neden olan en sık yan etkiler baş ağrısı, yüzde kızarıklık
ve dispepsiye ikincil kusmadır. Yapılan çalışmalarda yan etki görülme
sıklığının doza bağımlı olduğu saptanmıştır. Düşük doz tedavide (25 mg)
yan etkilerden dolayı tedavinin sonlandırılması %0.6 hastada gerekli
olurken, bu oran 100 mg'da %1.2 olarak saptanmıştır.
Kardiyovasküler Yan Etkiler: Sildenafil alanlarda %3, plasebo grubunda
%3.5'tur. Bu yan etkilerin yalnızca %5'i şiddetlidir (myokard
enfarktüsü, senkop, aritmi). Myokard enfarktüsü görülme sıklığı
plasebo ile karşılaştırılabilir düzeydedir. Tedavinin sonlandırılması
%0.9 hastada gerekmiştir. Amerikan Kardiyoloji Enstitüsü ve Kalp
Sağlığı Birliği şu hasta gruplarında sildenafil kullanımında dikkatli
olunmasını önermektedir: 1- Nitrat almayan koroner arter hastaları
(nitrat kullananlarda kontraendikedir),
2- Kalp yetmezliği, kan basıncı alt sınırda ve intra vasküler volümü
düşük olanlar,
3-Kombine antihipertansif tedavi alanlar. Görsel Yan Etkiler: Görmede
bulanıklık ya da parlaklık ile mavi-yeşil ayrımında güçlük ortaya
çıkabilmektedir. Bu etkiler sildenafil alımını izleyen 2 saatte
oluşmakta ve 8 saate dek sürebilmektedir. Düşük doz tedavide bu
etkilerin görülme oranı %3 iken, 100 mg'da %10'dur. Sildenafil
kulanımından sonraki 8 saat içinde trafiğe çıkılmaması uygun
olacaktır.
Klinik Kullanım Sonrası Gözlemler: Kasım 1999 tarihine dek Amerika'da
6 milyon sildenafil reçetesi (50 milyon tab.) yazılmıştır ve
bildirilen ölüm sayısı 130'dur. Bu ölümlerin hiçbirisinin sildenafil
kullanımı ile net ilişki kurulamadığı gibi, bu hastaların hepsinde
eşlik eden bir risk etkeni (kardiyovasküler hastalık, serebrovasküler
hastalık, yüksek kan basıncı, diyabet gibi) olduğu saptanmıştır.
Sildenafil kullananlarda uzamış ereksiyon (4-6 saat) ve priapizm (>6
saat) 25 olguda bildirilmiştir ve bunların çoğu ED nedeniyle kombine
tedavi (intrakavernozal enjeksiyon ya da intrauretral tedavi)
alanlardır. Priapizm riskinin arttığı orak hücreli anemi, lösemi,
multiple myelom ve spinal kord hasarı olan hastalara priapizm
konusunda bilgi verilmelidir. |